blog
VİRA VE PASSOLİG KONUSU
VİRA VE PASSOLİG KONUSU


Yeni sezon yaklaşırken VİRA'nın Akyazı'da tribünde olup olmayacağıyla ilgili gerek sosyal medya, gerekse de web sitemiz üzerinden çok sayıda mesaj alıyoruz.

VİRA‘nın Passolig konusundaki duruşunu, protesto nedenini daha önce defalarca açıkladık. Her ne kadar grup anlamında azınlık olarak gözüksek de Passolig'in resmi satış rakamları, stadyumların doluluk oranları bu sistemin halk tarafından kabul görmediğini ortaya koyuyor.

Yani insanlar bir müsabakaya gitmek için, takımlarını desteklemek için bir bankanın müşterisi olma zorunluluğuna karşı çıkıyor. Yasada belirtilen e-bilet uygulamasının kendisi dahi yanlış ve özgür tribünler için kabul edilemezken burada dahi "banka" ibaresinden söz edilmiyor. Bu tamamen ülkedeki kirli düzenin rantsal icatlarından biri. Yani bir bankanın ürünü olan Passolig'in güvenlikle, yasada belirtilen diğer gerekçelerle uzaktan yakından ilgisi yok. Bunu zaten 2 sezondur yaşananlarla gördük, görmeye de devam edeceğiz.

Kulüplerin dahil olmak zorunda bırakıldığı, borçlandırıldığı; taraftarların da yine aynı şekilde dahil olmak zorunda bırakıldığı, her gün "kredi teklifleriyle, banka kredi kartı teklifleriyle" taciz edildiği, neredeyse şubesi dahi olmayan bir bankanın "zorunlulukla" binlerce müşteriye kavuştuğu bir sistemden bahsediyoruz ve bu uygulamanın dünyada eşi benzeri de yok. E-Bilete yakın uygulamaların olduğu bir kaç ligde de bu sistemler son 2 sezonda rafa kaldırılmış durumda.

Organizasyonları, kaliteleri açısından öne çıkan Avrupa'nın hiç bir büyük liginde de böyle bir sistem yok. Güvenlik tedbirlerinin en üst düzeyde olduğu, riskin en yüksek boyutlarda olduğu Avrupa Kupası'nda dahi kimse size "gelin şurda şöyle bir banka var, onun üzerinden şöyle bir kart alacaksınız, ancak ondan sonra biletinizi alabilirsiniz" de demiyor. Zaten siz de UEFA'nın hiç bir organizasyonunda bu saçma sisteminizi uygulayamıyorsunuz.

Bugün itibariyle 94 bin Trabzonsporlu bu kartı edinmiş. 20-30 Milyon taraftardan bahseden takımlar 300 binlerde kalmış. Bu rakamlara da ancak Passolig'in uygulandığı 2. sezonun sonunda ulaşılabilmiş. İlk sezon daha da fiyasko.

Tüm bu detaylarla, bu rantsal icada karşı camiamızı temsilen bir duruş ortaya koymak, özgür tribünler için mücadele etmek için 2 sezondur büyük bir çaba sarfediyoruz VİRA grubu olarak.

Futboldan uzak kaldığımız bu süreçte basketbolda, alt yapıda renklerimizin yanında olmaya devam ettik. Passolig zorunluluğu olmayan tüm müsabakalarda takımımıza güçlü bir şekilde destek verdik.

Özellikle basketbolda yaptıklarımızla hem basketbol takımımıza hem de şehrin basketbol kültürüne önemli katkılar sağladığımızı düşünüyorum.

Bunlarla birlikte bu duruşun lafta veya camia içi nedenlere dayanan bir duruş olmadığını passolig konusundaki yargı sürecinde gerçekleşen tüm duruşmalara temsilcilerimizi göndererek, tüm duruşmaları yakından takip ederek ve sizlerle de paylaşarak gösterdik sanırım.

***

Bundan sonra ne olacak?

En başından beri kendi aramızda yaptığımız tüm toplantılarda passolig ile ilgili hukuki süreç tamamlanıncaya kadar bu konuda farklı bir karar alma düşüncemizin olmayacağı üzerinde fikir birliğimiz vardı. Bunu da açıklamalarımızda sürekli dile getirdik. Ne yazık ki Anayasa Mahkemesi'nin belli maddelerde verdiği bazı kararlarla umutlansak da akabinde mevcut yargı sistemimizin, ilişkilerin gücüyle tüketici hakları mahkemesinde sonuç yine sistemin devamı yönünde çıktı.

Taraftarlarımızın, camiamızın yoğun talebi, üyelerimizin bir bölümünün oluşan yeni durumu yeniden değerlendirme isteği üzerine şimdi bu konuyu yeni sezon öncesinde kendi aramızda yapacağımız bir oylamayla sonuçlandıracağız. Bunun sonucu da ilerleyen günlerde belli olacaktır.

"İHO'ya karşı tutumunuz nedeniyle gitmediniz, Muharrem Usta seçilince geleceksiniz" yorumları...

İHO'nun ve yönetim anlayışının Trabzonspor'a verdiği zararları bugün herkes daha iyi görüyor. O zaman İHO'yu destekleyenler de buna dahil. Biz o günlerde olağanüstü bir gayretle camiamızı uyarmaya çalıştık, kulübün hem sportif, hem ekonomik ve hepsinden önemlisi itibar anlamında dibe doğru ilerlediğini, camianın siyasetle bölündüğünü, geri dönüşü oldukça zor bir yola girdiğini bulunduğumuz her platformda en yüksek sesle haykırdık ama bırakın destek görmeyi, uğramadığımız hakaret kalmadı. Bizim gibi düşünenlerin desteği ise çok ama çok cılız oldu.

Hal böyleyken aynı dönemde çıkan Passolig sistemi sonrasında biz bu sistemi yukarıda özetini geçtiğim gerekçelerle ve fikir birliğiyle protesto kararı aldık.

Şimdi sormak gerek; o dönem yapılan tüm yanlışlara rağmen stadyumda bir tepkinin olmaması en çok kimi mutlu eder? Zannediyoruz İHO ve yönetimini...

Stada gelse her fırsatta bu görüşlerini yineleyecek, protesto edecek, gerçekleri pankartlarıyla, besteleriyle anlatmaya çalışacak VİRA'nın stada girmemesi, o koltukta 1 gün daha fazla oturmak için her şeyi yapan İHO yönetiminin lehine mi olmuştur, aleyhine mi? Zannediyoruz lehine...

Bu durumda "İHO başkan diye stada gitmediniz" düşüncesinin mantıkla izah edilebilecek hiç bir tarafı var mıdır?

Sırf İHO düşmanlığı nedeniyle Trabzon'da, Ankara'da onca duruşmaya gitmek, çeşitli toplantılara katılmak, bu konuda yürütülen sürece elimizden geldiğince katkı vermeye çalışmak da pek mantıklı olmasa gerek.

Kongreden başkan olarak Muharrem Usta yerine Celil Hekimoğlu da çıksa, İbrahim Hacıosmanoğlu da çıksa biz bugün yaptığımızı yapacaktık. Yani passoligin yargı sürecinin tamamlanmasının ardından yeni bir değerlendirme yapma durumu oluşacaktı. Şimdi de bunu yapacağız.

Arkadaşlarımızla birlikte her zaman olduğu gibi demokratik bir şekilde konuyu değerlendirerek bir karar alacağız.

Karar ne çıkarsa çıksın Passolig sistemiyle ilgili görüşümüz değişmeyecek, protestomuz da bitmeyecek. Böyle bir kararımız henüz yok belirttiğim üzere ama olur da "yargı süreci tamamlandığı için gidelim" yönünde bir fikir oluşursa da diğer takımların sözde sisteme karşı oluşumları gibi sessiz kalmayacağız.

Yani "sistemi içeride protesto edeceğiz" deyip konuyla ilgili daha henüz bir numarasını göremediklerimizin aksine her müsabakada bu konuyu işleyecek organizasyonlar üzerinde çalışacağız.

2 sezondur büyük bir hasretle ama aynı zamanda inançla gerçekleştirdiğimiz protestomuzdan da hiçbir zaman pişman olmayacağız. Çünkü biz herkesin yapması gerekeni, halkın büyük çoğunluğunun zaten yaptığını yaptık. Eğer bu konuda topyekün daha samimi bir duruş sergilenebilseydi, sistem çıkmadan önce karşı çıkanlar, bu süreç içinde de karşı çıkmaya devam edebilseydi bugün bunları da konuşmuyor olacaktık.

***

İftar organizasyonumuz ve referandumumuzda görüşmek üzere.

Herkese mutlu, huzurlu ramazanlar.


AHMET HAMZAÇEBİ
 


Bu yazı 3240 kez okundu
Klişe tabirle "artık herkesin maç berabere bitti" dediği anlarda Orkan Çınar şapkadan tavşan çıkarmış ve "yeni Trabzonspor'un" ilk hafta keyfine limon sıkmıştı. Neyseki milli maç arası vardı ve Trabzonspor'un saha kadrosu birbirini tanımak için daha çok zaman bulacaktı..
Geçen sezonun sonunu iç saha da aldığı tarihi 6-0'lık mağlubiyetle yine bu rakibe karşı getiren Trabzonspor, ciddi revizyona gittiği kadrosuyla sezonun açılışını da Kasımpaşa ile yaptı. 3 ay aranın ardından kazanan taraf bu kez Trabzonspor oldu.
Sanıyorum kimsenin itirazı olmayacak şekilde Türkiye'de oynayan bir futbolcunun en büyük hayallerinden birisi dört büyüklerde forma giymektir.
2011 yılının son Karabükspor maçından beridir önlenemez düşüş dün akşam oynanan Akhisar Gençlik maçıyla iyice perçinlendi. O zamandan bu yana iki kez çıkılan Avrupa Ligi grupları ağzımıza bir parmak bal çalıverse de...
Türkiye Basketbol Ligi'nin 12. haftasında Uşak Sportif ile Hayri Gür'de karşılaşıyoruz. Takımımız Uşak Sportif ile daha önce 4 kez karşılaştı. Trabzonspor MP söz konusu bu maçlarda 3 galibiyet alırken 1 kez de sahadan mağlup ayrıldı. Geçen yıl Hayri Gür'de oynanan karşılaşmada Trabzonspor MP rakibini 114-88 mağlup etmeyi başarmıştı.
Çalkantılı geçen 2,5 yılın ardından sandıktan çıkan Muharrem Usta ve ekibinin yakın zamandaki en önemli sınavı hiç kuşkusuz teknik direktör tercihi olacak.
SAYFA
<<1 - 2 - 3 - 4 - 5>>